Super Bowl geldi geçti ama etkisi hâlâ bütün dünyayı kasıp kavuruyor. Her yıl düzenlenen Amerikan Milli Futbol Ligi şampiyonluk maçı, Türk Hava Yolları’nın başarılı reklam kampanyası sayesinde bu sene ülkemizde de oldukça ses getirdi. Bizleri de reklam filminde sözü geçen gotik, karamsar ve gizemli Gotham City’yi size tanıtmak için harekete geçirdi.
Gotham City’de Nerede Kalınır? Nerede Ne Yenir İçilir?
New York’un doğu kıyısında bulunan Gotham’a uçabileceğinizi biliyorsunuz, ama internetteki yetersiz gezi yazıları sebebiyle nerede kalınır, şehrin hangi kısımları daha güvenlidir, nerede ne yenir içilir sorularının cevaplarını bilmiyorsunuz.
Karnınız acıktığında gidebileceğiniz, haydarisinden közde soğanına kadar uzanan zengin mönüsüyle misafirlerini bekleyen Gotham City İskender ve Kebap Salonu –aile salonu üst kattadır, pek tekin olmayan arka sokaklarında karşılaşabileceğiniz sorunlar
için gidebileceğiniz Gotham City Emniyet Müdürlüğü’nü muhtemelen duymadınız.
Bir gezi yazısında mutlaka en başta değinilmesi gerektiğini düşündüğüm, yeme içme konusuyla yazıya başlamak istiyorum. Her klasik liman şehri gibi, Gotham mutfağının merkezinde de deniz ürünleri var ve her gün balıkçıların limana getirdiği taze balıklar, şehrin hünerli şeflerinin ellerinde görsel bir ziyafete dönüşüyor ve misafirlere sunuluyor. Ancak, şehir size bundan çok daha fazlasını sunuyor. Başta da belirttiğim gibi kebapçılardan, küçük ailelerin işlettiği Çin restoranlarına; Fransız lezzetlerinden, Japon mutfağına kadar birçok seçeneğiniz var. Özellikle üniversite öğrencilerinin zaman geçirdiği Kingston Square’deki bar ve kafelerde bir öğününüzü çok ucuza getirebilirsiniz, ancak bu büyük meydanda gezinirken çantalarınıza dikkat edin; pek tekin bir yer olduğunu söyleyemeyeceğim.
Yine ana meydana yakın olan Finnigan´s, The Iceberg Lounge ve My Alibi de size tavsiye edebileceğim barlar.

Kaynak: http://www.tkairlines.com/gotham
Gotham City’de Gezilecek Yerler
Türk Hava Yolları’nın da dediği gibi, “Eski günlerini geride bırakarak büyüyen bir şehir” Gotham. Tarihinde yüksek suç oranları ve çarpık kentleşme ile anılsa da şimdilerde şehir, üretim, nakliye, finans ve ticaretin başkenti hâline geldi. Gotham’da yüzyıllardır süregelen endüstriyel zenginliğin bir yansıması olarak dünya çapında nam salmış gökdelenler ve performans sanatları için tasarlanmış mekânlar görebiliyoruz. Artık Gotham City, günümüzün en önemli ekonomi, tarih ve sanat merkezlerinden bir tanesi diyebiliriz.
Biraz da turistik aktivitelere değinelim. Şehrin merkezinde bulunan Wayne ve Davenport kulelerinin teraslarından şehri kuşbakışı seyredebilir, dünyanın dört bir yanından sergilenmek üzere Gotham’a getirilen nadide eserleri şehir müzesinde inceleyebilir, şehrin kuzey kıyısında kalan ve karanlık karnavallarla ün yapmış eğlence parkında coşku dolu saatler geçirebilir ve Robinson Parkı’nda hafta sonları gölde, botla açılabilirsiniz. Sevgilisiyle tatile çıkanlar için de bir öneri verelim; Wayne malikânesinin arka tarafında kalan büyük parkta, yeşilliklerin arasında uzun yürüyüşler yapıp, romantik bir gün geçirebilirsiniz. Şehrin bu yakasında kalan otellerde fiyatlar merkeze oranla biraz daha yüksek olsa da, kaliteli bir hizmet sunduğu ve yakın çevresinde de rahatça dolaşma imkânı verdiği için birçok okuyucu tarafından tercih edileceğini düşünüyorum.

Gotham City, alışveriş düşkünleri için de sayısız seçenek sunuyor. Vintage modası konusunda eşsiz bir merkez olarak gösterilen şehir, bu şöhretini fazlasıyla hak ediyor. Diamond District’te kelepir fiyata eşi benzeri görülmemiş, ikinci el kıyafet ve aksesuarlar bulabilirsiniz. Kingston Square’de elektronik sektörünün kalbinin attığını söyleyebiliriz. Burada ithal ürünlerin ne kadar uygun fiyata satıldığını görünce hayret edeceksiniz.
Yüksek suç oranları, çok da tekin olmayan arka sokakları, yıkık dökük binaları ile asırlardır dillere düşmüş Gotham City’nin muhteşem dönüşümüne şahit olmak, istiyorsanız biz sonraki seyahat noktanız olarak bu enteresan şehri seçmenizi öneririm. Şehrin en ünlü turistik aktivitelerinden olan, Batman’in müze haline getirdiği malikânesini ziyaret etmeyi ve yarasalarda dolu olduğu için ürkütücü; ama merak uyandıran, şehir dışındaki mağaraları ziyaret etmeyi de ihmal etmeyin.
Gotham City’nin İstanbul’a benzediğini düşünebilirsiniz; çünkü İstanbul’daki çarpık yapılaşmaya benzer bir şekilde bina yığınlarından oluşan bu karanlık şehirde de İstanbul’daki gibi hiç durmayan bir hareketlilik var. Neredeyse her gün yağmur yağdığını, yanınıza mutlaka yağmurluk almanız gerektiğini de hatırlatmak zorundayım. Ancak burada belirtmek isterim ki en şık yağmurluğunuzu seçin; kim bilir, belki de kötülerle savaşında şöhret olmuş, varlıklı playboy, yatırımcı, hayırsever işadamı Bruce Wayne ile karşılaşırsınız. Ona ihtiyaç duyulduğunda, Gotham polisleri, şehrin dört bir yanından görünecek şekilde yarasa sembolünde ışık tutarlar. Kafanızı gökyüzüne çevirmeniz yeterli!
Türk Hava Yolları’nın da uçuş noktalarına eklediği Gotham City’ye bilet almak için harekete geçin!
Bruce Wayne'in şehri Gotham'ı beğendiyseniz bir de Clark Kent'in şehri Metropolis hakkındaki yazımızı okuyun.
https://blog.bavul.com/gotham-sehrine-yolculuk/

Comments
Post a Comment