“J'allais le long des rues
Comme un enfant perdu
J'étais seul j'avais froid
Toi Paris, tu m'as pris dans tes bras”
“Kaybolmuş bir çocuk gibi
Caddelerinde yürürken
Yalnızdım ve üşüyordum
Paris, sen beni kollarına aldın.”
Selçuk Ural’ın yorumuyla “Sensin Yaşanmazmış” adıyla aranje edilmiş Enrico Macias’ın meşhur şarkılarından biri olan “Toi Paris, tu m'as pris dans tes bras”ın sözleri, gerçek Paris’i anlatıyor. Çünkü bu şehir, içinde kaybolmuş bir çocuk olan her gezgini kollarında saracak kadar cömert, onun içini ısıtacak kadar sıcak ve derin bir kent.

Euro 2016 Finalinde Milli Takımımızı Desteklemeye Paris'e!
Evet, biraz romantik bir giriş yaptım yazıya ama aslında bu sefer klasik bir Paris gezisi amacıyla değil Milli Takım'ın rakipleri İspanya, Hırvatistan ve Çek Cumhuriyeti ile karşılaşmalarını izlemek amacıyla gideceğim Fransa'ya. Eğer siz de benim gibi Euro 2016 için Paris uçak biletinizi aldıysanız, hazırladığım bu gezi rehberi çok işinize yarayacak; çünkü devasa büyüklükteki şehri gezmenin en kolay yöntemi metroyla ulaşım sağlamak ve ben de Paris'in en güzel yerlerini, Paris metrosu haritası ekseninde sizler için özetledim.

Paris'te Gezilecek Yerler
Gezi dergilerinde çıkan makaleler, Champs Elysées’nin ve Eiffel Kulesi’nin şatafatlı görüntüleriyle süslü TV programları, gezi anılarını paylaşmayı görev bilen köşe yazarları… Hepsini unutun. Paris, içinde keşfetmenin coşkusunu yaşayan bir küçük çocuk olan her gezgine farklı bir yüzünü gösteriyor.
Paris Metrosu 1. Hat
Paris, “arrondisment” denilen ve salyangoza benzeyen bir sarmal şekilde bölünmüş bölgelerden oluşuyor. Kentin ilk “arrondisment”ı, dolayısıyla resmi merkezi; “Mona Lisa”’ya yıllardır ev sahipliği yapan Louvre Müzesi’nin bulunduğu bölge. Bu bölge, Paris’i keşfetmeye başlamam için ideal diye düşünmüştüm ilk seferinde de, hâlâ aynı fikirdeyim.
Louvre’un çekimine hemen kapılmamak lazım. Zira müzenin hemen yanında bulunan ve neredeyse bir meydan büyüklüğünde olan avlu “Le Court Carré du Louvre”’u, müzeye girmeden önce keşfetmelisiniz. Günün bazı saatlerinde (özellikle sabahın ilk saatlerinde) oldukça tenha olan bu avlunun sessizliği, sokak müzisyenlerinin neşeli halleriyle neyse ki bozuluyor. Eğer tarihe ve klasik sanata ilgiliyseniz, 1793 yılında açılan ve Paris'in en ünlü tarihi yerlerinden olan Louvre Müzesi'nin salonlarında saatlerinizi hatta günlerinizi geçirebilirsiniz.

Paris Metrosu 11. & 8. Hat
Önce kentin gün içinde bana sunacaklarını görmek için, Paris’in en güzel manzaralarından birine sahip olan, Seine Nehri üstündeki yaya köprüsü “Pont des Arts” üzerinde kısa bir yürüyüş yapmalıyım. Günün hemen hemen her saatinde hareketli olan bu köprüden Notre Dame Katedrali ve Eiffel Kulesi gibi Paris’in önemli yapılarını görmeli ve Paris’in bohem havasını daha çok içime çekmeliyim.
Louvre’un Paris’in merkezi olduğunu söylemiştim. Burası “Axe Historique” denilen yolun da başlangıcı. Axe Historique, Paris’in gelişiminin Fransa tarihine olan paralelliğinin en önemli göstergesi. Fransa’nın en eski zamanlarını temsil eden Louvre ile başlayan bu yol, günümüz Fransa’sının sembolü olan, La Defanse’da bulunan “La Grande Arche”’da son buluyor.
Paris Metrosu: 1. 8. ve 12. Hatların Kesişimi; Concorde
Öyleyse Axe Historique’i takip etmeliyim. Sonraki durağım, Jardin des Tuileries’i geçtikten sonra Place de la Concorde olsun. Place de la Concorde’u özel kılan, ortasında bulunan Mısır dikilitaşı. Bu taş Osmanlı merkezi yönetimine kafa tutan Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından Fransız devletine hediye edildi. Bakıyorum, bu bilgiler taşın üstünde yazmıyor. Osmanlı’nın adı, bu meydanda çoktan unutulmuş.

Place de la Concorde’dan ayrılıp karşıya geçiyorum, dünyanın en ünlü bulvarlarından biri olan Champs Elysées’de yürüyorum. Bulvarın ilk birkaç metresi boyunca sadece toprak patikalar ve bahçelerden geçiyorum. Biraz ilerliyorum, Fransa’nın birçok ünlü markasının konsept mağazalarıyla bugüne dönüyor, kendimi alışverişe kaptırmaktan biraz korkuyorum. Alışveriş tutkunları Paris'te alışveriş denince akla ilk gelen lokasyon olan Champs Elysées’de birbirinden lüks mağazaların vitrinlerinde kaybolabilir. Turistik aktivitelerden hoşlanmayan gezginler bile, sadece kentin sokaklarında bir yere yetişmenin telaşını yaşamadan dolaşarak, bir kentte yabancı olmanın tadına varabilir.
Paris Metrosu 6. Hat; Kléber Durağı
Bulvarın sonundayım… L’Etoile Meydanı’nda… Meydanın ortasında Arc de Triomphe, yani Zafer Takı… Tarih içinde savaşmış tüm Fransız askerlerini anmak için oluşturulmuş bu anıtın altında ise meçhul asker için sönmeden yanan meşale, bana dünyada meçhule giden herkesi hatırlatıyor.

Axe Historique’deki gezimi tamamlamak için metroya biniyor, La Defanse bölgesine doğru yol alıyorum. Dünyanın en eski metro ağlarından biri olan “Metropolitaine” kent dokusunun bir parçası. Onlarca istasyonu olan metronun Lovre-Rivoli gibi bazı istasyonları özellikle görülmeli…
Paris Metrosu 1. ve 2. Hattın Kesişimi; La Defense Durağı
Bence La Defanse bölgesine geri dönmeliyim… Burası Fransa’nın en önemli iş ve finans merkezi. Metrodan çıktıktan sonra her seferinde Manhattan’da mı, Paris’te mi olduğumu karıştırıyorum… Kentin siluetini bozmamak için ustalıkla saklanmış bu gökdelenler arasında en önemli yapı ise Arc de Triomphe’a selam veren La Grande Arche.
Metroya bir kez daha biniyorum ve bu sefer durağım Paris’in hatta Fransa’nın görsel sembolü olan Eiffel… Kulenin, Paris manzarasını bozduğunu düşünen ve bu yüzden tüm öğle yemeklerini, kulenin görünmediği tek yer olan kulenin üstünde yiyen Guy de Montparnasse gibi bazı Parisliler için Eiffel, çirkin bir demir yığınından başka bir şey değil. Ancak çoğunluk, kulenin kente güzellik kattığına inanıyor. Öyle ki Fransız Devrimi’nin 100. yıl kutlamaları için düzenlenen Evrensel Fuar için geçici olarak inşa edilen ve 1909 yılında sökülmesi planlanan kule, kentin sembollerinden biri oldu.

Paris Metrosu 12.Hat; Abbesses Durağı
Paris’te en az bir hafta geçirmek; Montmatre’ın, Quartier Latin’in sokaklarında kaybolmak, kafelerin önündeki küçük masalarda gelip geçeni seyrederek bir zamanların bohem hayatını solumak gerek.
Paris Gezisi İçin Benim Önerilerim
Eğer ki vaktiniz daha da kısıtlıysa ve Paris gezi turunuza nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız Haftasonunda Paris yazımızı okumanızı tavsiye ederim.
Paris hakkında okuduklarımı, izlediklerimi unutuyorum. Paris sokaklarına adım atar atmaz, tüm duyularımla kendi Paris’imi hissetmeye çalışıyorum. Eğer gerçekten içinizde keşfetmeye aç küçük bir çocuk varsa, Paris sizi kollarıyla sımsıkı saracaktır, buna eminim. Ben Paris’ten beklediğim her şeyi her zaman buldum. Peki, siz Paris’ten ne bekliyorsunuz? Paris’e gitmiş olanlar! Paris ondan istediğiniz şeyleri size verebildi mi?
Euro 2016 maçlarını izlemek için milyonlar Paris'e akın edecek ama vaktimiz ne kadar kısıtlı olsa da siz de kendinize bir Paris gezi planı yapabilir ve en azından Paris'in ünlü yerlerini gezebilirsiniz…
Bize iyi seyahatler, Milli Takım'ımıza da gönülden başarılar!
https://blog.bavul.com/paris-gezilecek-yerler/
Comments
Post a Comment