TÜİK'in verilerine göre resmi nüfusu 14.657.434 olan İstanbul'da, hemen hemen herkes yeşil alanların yok edilmesinden, olanların da yeterince korunmamasından şikayetçi. Tabi ki ben de yeşili korumayan, ekonomik çıkarları için küçük parklara bile göz diken, gerici zihniyete karşıyım ama var olan güzelliklerimizin de farkında olmalıyız.
İstanbul, gerek yerli, gerek yabancı turistler için paha biçilemez güzellikte bir şehirken, yoğun çalışma temposu ve metropol hayatının koşturmasıyla İstanbul'da yaşayan bizler, bazen etrafımızdaki güzelliklerin tadını çıkar(a)mıyoruz. Havaların ısınması ve okulların tatile girmesiyle beraber İstanbul'un sunduklarının tadını çıkarmaya vakit bulacaklar elbet vardır. Ben de bu yüzden İstanbul'da sevdiğim parkların bir listesini oluşturmaya ve bilmeyenlere fikir vermek istedim.
Emirgan Korusu – Emirgan, Sarıyer
İçerisinde 120 çeşitten fazla ağaç bulunan Emirgan Korusu'nun benim için adı huzur parkıdır. Girer girmez çam kokusu yüzünüze vurur, laleler ve sümbüllerin romantik İngiliz bahçeleri tadındaki peyzajı hemen fotoğraf çekme isteği uyandırır. Korunun içinde yokuş yukarı yürüdüğünüz takdirde boğaz manzaralı banklardan birinde saatlerce oturmak istersiniz.
Tarihi, Osmanlı dönemine kadar uzanan birbirinden güzel köşklere (Pembe Köşk, Sarı Köşk ve Beyaz Köşk olmak üzere 3 tane) ev sahipliği yapan Emirgan Korusu'nda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin işletmesini üstlendiği kafe ve restoranlarda uygun fiyata karnınızı doyurabilirsiniz.
Yakın komşusu Yıldız Parkı'na nazaran yokuşları daha az eğimli olduğu için koşucular tarafından da sık sık ziyaret edilir.
Sakıp Sabancı caddesindeki ana giriş dışında, Reşitpaşa tarafında da bir girişi olduğunu belirteyim.

Göztepe Parkı – Göztepe, Kadıköy
Yürüyüş parkı konseptli bir yazıda aslında Göztepe Parkı'nın pek de yeri yoktur. Zira yakın çevresinde bulunan Özgürlük Parkı ve caddebostan Sahili yürüyüş ve koşu meraklılarının Anadolu Yakası'ndaki göz bebekleri ama Göztepe Parkı, farklı dokusu ve içinde bulunduğu semtin sakinleri tarafından ayrı bir sevilir. Özellikle yaz mevsiminde, Bağdat Caddesi üzerinde turladıktan sonra park sınırlarına kendinizi Göztepe Parkı'na attığınızda kendinizi sakinliğe kaptırır, saatlerce oturmak istersiniz.

Maçka Parkı – Maçka, Beşiktaş
Resmi ismi Maçka Demokrasi Parkı olan Maçka Parkı, özellikle Teşvikiye ve Nişantaşı bölgelerinde ikamet edenlerin yoğun ilgi gösterdikleri bir parktır; çünkü yoğun şehirleşmenin bir sonucu olarak bu semtlerde ne köpek gezdirilecek ne de yürüyüş/koşu yapılabilecek bir yeşil alan kalmamış durumda. İstanbul'da özellikle de Avrupa Yakası'nda açık havada gezilecek yerlerin en başında gelen ve çölün ortasında bir vaha gibi görülen Maçka Parkı içerisinde iki adet kafe bulunuyor. Nişantaşı girişinden Beşiktaş'a doğru yürüyüş yaparken burada kısa bir mola vermenizi tavsiye ederim.

Otağtepe Parkı – Kavacık, Beykoz
Anadolu Yakası'nda bulunan Anadolu Hisarı sırtlarında bulunan bu parkın adı, Fatih Sultan Mehmet'in, İstanbul'un fethine başlamadan önce çadırını bu tepeye kurmasıyla adını almıştır. Benim için İstanbul'un en güzel manzaralı yerlerinin en başlarında gelen bu parkı nedeniniz her ne olursa olsun ziyaret etmelisiniz.

Ulus Parkı – Ulus, Beşiktaş
İstanbul'un en güzel semtlerinden biri olan Ulus, daha çok lüks kafe ve restoranlara ev sahipliği yapmasıyla bilinse de, Boğaz'a tepeden bakan konumunun sağladığı avantajla olağanüstü bir manzara sunuyor. Dergilerde çok sık göreceğiniz İstanbul'un en güzel kahvaltı mekanları listelerinde üst sıralarda olan restoran da Ulus Parkı'nın içinde yer alıyor. Parkın Ulus girişinden başlayarak Ortaköy'e kadar müthiş manzara eşliğinde yürümek her ne kadar yorucu olsa da çok keyifli!

Tahmin edeceğiniz gibi dünyanın en büyük metropollerinden İstanbul'un, bütün park ve bahçelerini bir blog yazısında toplamak imkan dahilinde değil; ancak ben, en çok vakit geçirmeyi sevdiklerimi sizlere bu şekilde özetleyebildim. Eğer siz de İstanbul'da yaşıyorsanız, ailenizle ya da arkadaşlarınızla veya kafa dinlemek için tek başınıza, bu parklarda şahane vakit geçirebilir, şehrin stresinden ve karmaşasından bir süre de olsa uzaklaşabilirsiniz.
İstanbul'da yaşamayan okuyucularımıza da tavsiyem, sadece İstanbul'un turistik semalarında dolaşmaktansa hem doğal hem de tarihi öneme sahip bu bölgelerde vakit geçirin ve İstanbul seyahatinizi farklılaştırın. Hazır yaz gelmişken kendinizi Avrupa ve Anadolu Yakası'nın park ve korularında temiz hava ve büyüleyici manzarayla ödüllendirin. Bunun için tek yapmanız gereken İstanbul uçak biletinizi almak ve her bütçeye ve zevke göre bir seçenek sunan İstanbul otellerine rezervasyon yaptırmak!
İyi gezmeler!
https://blog.bavul.com/istanbul-gezilecek-yerler/
Comments
Post a Comment