2016 Oscar Filmlerinin Çekildiği Yerler Hakkında Bilmedikleriniz






Güncelleme: 88. Akademi Ödülleri'nin sahiplerinin açıklandığı tören öncesi yazdığımız bu yazımıza, tören sonrasındaki gelişmeleri de eklemek istiyoruz.


 


Öncelikle uzun süren hasretin bittiğini ve sonunda Leonardo Di Caprio'nun bir Oscar'la evine gittiğini söylemeliyiz. Yazının, tören öncesinde yazdığımız kısmında belirttiğimiz gibi en çok tartışılan film The Revenant olurken en çok ödül toplayan film de 6 dalda aldığı Oscar'larla Mad Max: Fury Road oldu. Diğer ödüllerin kimlere gittiğini aşağıdaki listemizde görebilirsiniz.


 


2016 Oscar Ödülleri Sahipleri:




  • En İyi Film: Spotlight 


  • En İyi Yönetmen: Alejandro Gonzalez Inarritu – The Revenant


  • En İyi Erkek Oyuncu: Leonardo Di Caprio – The Revenant


  • En İyi Kadın Oyuncu: Brie Larson (Room) 


  • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Mark Rylance, "The Bridge of Spies" (Casuslar Köprüsü) 


  • En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Alicia Vikander, Danimarkalı Kız 


  • En İyi Görsel Efekt: Ex Machina


  • En İyi Animasyon Filmi: "Inside Out" (Ters Yüz)En İyi Görüntü: The Revenant, Emmanuel Lubezki 


  • En İyi Özgün Müzik (En İyi Film Müziği): The Hateful Eight – Ennio Morricone 


  • En İyi Özgün Şarkı (En İyi Şarkı): “Writing’s On The Wall” – “Spectre” / Jimmy Napes ve Sam Smith 


  • En İyi Belgesel: Amy 


  • En İyi Kostüm Tasarımı: Mad Max: Fury Road, Jenny Beavan 


  • Yabancı Dilde En İyi Film: Macaristan, Son of Saul, Laszlo Nemes 


  • En İyi Özgün Senaryo: Spotlight, Josh Singer ve Tom McCarthy


  • En İyi Uyarlama Senaryo: Büyük Açık, Charles Randolph ve Adam McKay 


  • En İyi Ses Kurgusu: Mad Max: Fury Road


  • En İyi Ses Miksajı: Mad Max: Fury Road 


  • En İyi Kısa Belgesel: A Girl in the River 


  • En İyi Kurgu: Mad Max: Fury Road, Margaret Sixel 


  • En İyi Kısa Film: Stutterer 


  • En İyi Kısa Animasyon: Bear Story 


  • En İyi Yapım Tasarımı: Mad Max: Fury Road 


  • En İyi Makyaj: Mad Max: Fury Road



 


2016 yılı Oscar ödül törenine doğru geri sayım devam ediyor. Bu yıl da birbirinden bomba filmler birçok dalda rekabet edecek ve hangi yönetmenlerin, senaristlerin, oyuncuların, kısacası izlediğimiz filmlerde emeği geçenlerin Oscar ödüllerini alıp alamadığı açıklanacak. Oscar ödül törenine doğru geri sayım devam ederken bizim de dikkatimizi çeken bir nokta var ki o da aday filmlerden bazılarının çekildikleri yerler.


 


Özellikle The Revenant, Mad Max: Fury Road, The Martian (Marslı) filmlerindeki açık alan görüntüleri, doğa manzaraları, çöldeki kum fırtınası görüntüleri ya da Mars gezegenini andıran görüntüleri dikkat çekiyor ve söz konusu filmlere ayrı bir hava katıyor. Doğal olarak bu görüntüler gezgin ruhumuzu harekete geçirdi ve filmlerin çekildiği yerleri inceleme isteği uyandırdı bizde. Tabii ki bu incelememizin sonuçlarını sizlerle paylaşmadan da yapamazdık.


 


The Revenant – British Colombia



Leonardo Di Caprio’lu, Tom Hardy’li The Revenant filmi Leonardo’ya yıllardır hasretini çektiği Oscar’ı getirecek mi bilinmez, ama 2016 Oscar’larının en çok tartışılan filmi olduğu kesin.


Filmin Arjantin’de de çekilen kısımları olsa da biz daha çok British Columbia’dan bahsetmek istiyoruz. Kanada’nın en batısında bulunan bu bölge hâlâ doğal yaşamın hüküm sürdüğü bir alan. Kanada’nın büyük kısmı doğal yaşamın korunabildiği ve yer yer insanın doğaya müdahalesinin çok az olduğu bölgelerden oluşuyor. The Revenant Filminin çekildiği British Columbia da gerek bitki örtüsü, coğrafyası ve içinde yaşayan canlılarla bu bölgelerden biri olarak öne çıkıyor.


Kuzey Amerika’nın diğer bölümlerinde yok olmuş ya da yok olma tehlikesi altında olan birçok tür burada yaygın olarak görülebiliyor. Bölge, doğal yaşam meraklılarının, hayatta kalma uzmanlarının ve kuş gözlemcilerinin rağbet ettiği bir yer. Birden fazla geyik türü ve bölgeye özgü kemirgen ve kuş cinsleri olduğu gibi yine birden fazla ayı türü de bu bölgede yaşıyor. Zaten filmde bol bol görünen av sahnelerinin çekimi için de daha uygun bir yer düşünülemezdi.


Yine The Revenant filminin sahnelerine hâkim olan ormanlar, dağlar ve uçurumlar da bölgenin öne çıkan özellikleri arasında. Eğer doğa sporlarına meraklıysanız British Columbia’yı sevmemenize imkân yok. Tabii tehlikeli hayvan türlerine dikkat etmekte ve bu hayvanlara herhangi bir şekilde zarar vermenizin yasak olduğunu hatırlatmakta fayda var. Çünkü British Columbia’da o kadar fazla doğal park ve koruma alanı var ki eğer doğanın içindeyseniz muhtemelen bir koruma alanının içindesiniz demektir.


Elbette ki, filmdeki kahramanlarımızın avcı olmasından da anlaşılacağı üzere, bu durum hep böyle değilmiş. Hatta aşırı yoğun ve kontrolsüz avlanma yüzünden soyu tükenen ya da tükenme tehlikesi atlatan birçok tür de mevcut. Ancak bu dönemlerden sağ çıkmayı başaran türleri doğal yaşam gözlem kurallarına uymak kaydıyla kendi yaşam alanlarında görmek mümkün.


 


 


 


Mad Max: Fury Road – New South Wales



Fury Road, Mad Max serisinin dördüncü filmi, ancak onların devamı niteliğinde değil. Ana teması “hayatta kalma” olan film, bir nükleer kıyamet sonrası hayatta kalmaya çalışan bir adama ve onun çevresinde gelişen olaylara odaklanıyor.


Filmin senaryosuna uygun olarak da film, ağırlıklı olarak çöllerde geçiyor ve hiçbir şeyin yetişmediği, canlı kalmanın çok zor olduğu bu ortamda Tom Hardy’nin canlandırdığı Mad Max karakteri bir de Immortal Joe adlı diktatörün adamlarından canını kurtarmaya çalışıyor.


Filmin bir kısmı Namibya’nın Namib Çölü’nde çekilirken bazı kısımlar Sydney şehrinin de içinde bulunduğu New South Wales bölgesinde çekilmiş. Bizim odaklanmak istediğimiz yer de burası; çünkü Namib Çölü’nün aksine bu bölge oldukça çeşitlilik içeriyor.


Fury Road filminin çekildiği New South Wales bölgesi, ülkemizde de görmeye alıştığımız bollukta coğrafî ve iklimsel çeşitlilik içeriyor. Bu bölgenin bazı yerleri dağlık, sıcak, çorak ve kurakken bazı kısımları birkaç ay kar altında kalıyor ve bazı kısımlarında yoğun olarak tarım yapılıyor.


Avustralya denince aklımıza ilk gelen simge olan opera binasıyla da ünlü Sydney şehri de bu bölgede bulunuyor. Yani filmde gördüğümüz sahnelerin aksine bu bölgedeki plajlarda kendinizi okyanusun serin sularına bırakmanız ya da Pasifik Okyanusu’nun çılgın dalgalarında sörf yapmanız da mümkün. Zaten bu bölgeler extreme spor tutkunlarının ve iddialı sörfçülerin uğrak noktalarından. Siz de bir dalga sörfü tutkunuysanız, dünyadaki en güzel dalga sörfü noktalarını şu yazımızda inceleyebilirsiniz.


The Revenant filminden bahsederken değindiğimiz British Columbia bölgesi gibi New South Wales bölgesindeki doğal park ve koruma alanlarının sayısı da uzunca bir listeyi dolduruyor. Bu nedenle bu bölge de doğal yaşam tutkunları, hayatta kalma uzmanları doğal hayat gözlemcilerinin ilgisini çekiyor. Ancak kendine özgü ve egzotik çok fazla hayvan türünü barındıran Avustralya’da doğal yaşamla ilgili kuralların çok daha sıkı ve bunların ihlâli hâlinde verilen cezaların çok ağır olduğunu hatırlatmakta fayda var.


 


 


 


The Martian – Budapeşte



Matt Damon’ın oyandığı The Martian filmi, şaşıracaksınız, ama ağırlıklı olarak Macaristan’ın Budapeşte şehrinde çekilmiş. Evet, bizim de ilk tahminimiz Nevada çölleri ya da Afrika’daki çorak alanlardan biriydi, ancak durum bundan biraz farklı. Filmin büyük kısmı Matt Damon’un bir uzay üssü içinde, eldeki kaynakları kullanarak hayatta kalma çabasını anlattığından, çekimlerin de büyük kısmı Budapeşte’deki Budaörs Havalimanı ve Budapest Ferenc Liszt Havalimanı’nda yapılmış.


Budapeşte’nin gerçek yüzüyse, Matt Damon’ın ölümle burun buruna kurtarılmayı beklerken aylarını geçirdiği ortamdan çok farklı. Çekimlerin yapıldığı Budapeşte, “özgürlüğün başkenti, spa ve kaplıcaların başkenti, festivaller şehri” gibi lakaplarla da anılıyor.


Bahsettiğimiz diğer filmlerdeki doğal park ve koruma alanları nasıl ki koca bir liste oluşturuyorsa, Budapeşte’deki festival ve etkinlikler de öyle hacimli bir liste oluşturuyor. Yılda iki kere düzenlenen Budapeşte Moda Haftası, İlkbahar Festivali, Sonbahar Festivali, Budapeşte Şarap Festivali, Sziget Festivali, çeşitli film ve müzik festivalleri bunlardan bazıları. Bu kadar çok festivalin olduğu bir yerde Matt Damon’ın filmde içinde bulunduğu şartları düşününce insan iki kat üzülüyor ister istemez.


 


 

 


Mustang – İnebolu



Son olarak da İnebolu’da çekilen Mustang filminden bahsetmek istedik. Spoiler vermeden olabildiğince fikir vermeye çalışırsak, Mustang filmi oldukça ağır ve üzücü bir konuyu işleyen bir dram filmi. Fransız asıllı bir Türk olan Deniz Gamze Ergüven’in gençliğindeki anılarından da esinlenerek senaryosunu yazdığını belirttiği filmden daha şimdiden Oscar adayı olan Türk filmi diye bahsediliyor; ancak Mustang bir Fransız yapımı. Fakat Türkiye’de ve Türkçe çekilmesi sayesinde yerli izleyicinin oldukça dikkatini çekti.


Her ne kadar çoğunlukla kapalı alanda çekilmiş olsa da Mustang filminin çekildiği İnebolu’dan biraz bahsetmek istedik. İnebolu özellikle tarihi evleriyle meşhur bir beldemiz. Tam kuruluş tarihi bilinmeyen İnebolu’nun tarihi M.S. ikinci yüzyıllara kadar dayandırılıyor. Ionopolis adlı küçük bir liman kasabası olan İnebolu’nun adı sonraları Inepolis ve en sonunda İnebolu şeklini almış.


Kendine özgü mimarisiyle meşhur olan İnebolu evlerinin haricinde, Atatürk’ün kıyafet ve şapka devrimini yaptığı yer olarak da tarihe geçmiş . Eğer midesine düşkün gezginlerdenseniz bölgenin döneri ve dondurmasının da oldukça meşhur ve lezzetli olduğunu dipnot düşmek isteriz.


Hâlâ faal olan İnebolu Limanı, bölgenin önemli bir geçim ve ticaret kaynağı. İnebolu’nun denize bakan yamacındaki 145 yıllık terk edilmiş fenerse biraz hüzünlü olsa da turistler için ilgi çekici bir nokta.


Bunların dışında İnebolu tipik bir Karadeniz kasabası. Küçük, kendi hâlinde, yemyeşil bir dağın eteğine serpilmiş bir kasaba.


 



 


https://blog.bavul.com/2016-oscar-filmlerinin-cekildigi-yerler-hakkinda-bilmedikleriniz/

Comments